Ebru Ertüreten
Okuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz ve çoğu zaman kendimizin daha iyi bir versiyonuna dönüştüğümüzü düşünüyoruz.
Ama kendi çalışmalarımdan ve danışanlarımla yaptığım süreçlerden şunu çok net görüyorum: Gelişmek ile yüzleşmek aynı şey değil. Çoğu insan gelişmek ister ama çok azı gerçekten kendine bakmak ister. Çünkü kendine bakmak konforlu değil.
Kendi içsel süreçlerimde şunu fark ettim: Bilgi toplamak kolay, farkındalık cümleleri kurmak da kolay. Zor olan, o bilginin kendimde nerede yaşadığını görmek ve onunla kalabilmektir. Carl Jung’un bir sözü tam bu noktaya dokunur: “İnsan aydınlanmayı ışık figürleri hayal ederek değil, karanlığı bilinçli hale getirerek başarır.”
Bugün pek çok kişi “kendini geliştirme” yolculuğunda. Ama aslında yaptığımız şey çoğu zaman kendimizi yeniden paketlemek, daha iyi görünmek, daha güçlü hissetmek, daha doğru davranmak. Şu soruyu gerçekten soruyor muyuz: Ben neden böyleyim? Neden bu ilişkilere giriyorum? Neden aynı yerlerde inciniyorum? Neden kendimden kaçıyorum?
Gerçek değişim, kendinle ilgili hoşuna gitmeyen parçayı gördüğün yerde başlar ve orada kalabildiğin sürece devam eder. Mesele daha çok okumak ya da daha çok üretmek değil. Mesele, gördüğünü inkâr etmemek. Kendini geliştirmek seni ileri götürebilir, ama kendinle çalışmak seni özgürleştirir.
Bu yazı bir başlangıç olabilir.
Devamı için ücretsiz rehberlere buradan ulaşabilirsin.